asagimahalle:

Mucizelerin en büyük kabiliyetleri, sizin hiç beklemediğiniz anlarda gelmeleridir. Bu yüzden hatıraların son kullanma tarihleri aslında yoktur. Evdeki reçelin bile son kullanma tarihi olmaz. Zamanın son kullanma tarihi olur olsa olsa.
Hem adı üstünde, mucize. Söylerken bile insanı gülümsetiyor.
Söylerken mutlu olacağınız kelimelerinizi keşfettiğiniz gün, hayat tamamen bal rengine dönücektir. Bana güvenin.
Birilerine güvenmeyi öğrendiğiniz gün, bütün flaşlar kafanızın içinde patlayacaktır. Koca bir kova suya mürekkep damlattığınızda o mürekkebin yavaşça orda dağılması gibi, kapkara bulutlarınız düşüncelerinizden dağılacaktır. 
O yüzden hadi çıkarın şu suratlarınızdaki bıkkınlıkları da alın, nah tam şurda askıda gülücükler duruyor. Yapıştırıverin onları kendinize. 
Çünkü insan bi kere güldü mü, gülmeye hemencecik alışıyor. Sanki yıllardır sürekli gülüyormuşcasına.
Sanki yıllardır mucizelerle yaşıyormuşcasına.
Eğer sahiden kalbinizi yerinden çıkarıp yerine reçelli bir ekmek filan koyabiliyorsanız mutlu olursunuz. Ama bunu başaramıyorsanız birine kendinizi tamamen içtenlikle anlatmayı deneyin. Çünkü diğeriyle eşdeğer bir duygu, inanın. 

[Flash 9 is required to listen to audio.]

asagimahalle:

Sana arka bahçedeki yemiş ağacından sepet sepet mutluluk topladım. Tee en yukarısına tırmandım inanır mısın, kollarım hep çizik. İnsan vücuduna böyle çizikler yiyince gocunmuyor pek galiba.
Ben ilk defa gocunmuyorum ya da. 
Yaprakların arasından güzel görünüyor gökyüzü. İstersen yıldızları toplarız. Veya güneşe dokunmaya çalışırız, elimizi yakıyor mu diye. Hani küçükken anneler hep sıcak bi şeye dokundurtur ya hani, onun sıcak olduğunu dokununca öğrenelim diye. Bi daha yakmayalım elimizi diye. “Bak gördün mü cısss işte o” desinler diye.
Güneşe alışkanlık kazanalım beraber. 
Veya bilmiyorum ben şu karşı çayırda sabaha kadar sırtüstü yatabilirim. Toprak biraz soğuktur, insan alışır. Toprağın altında milyonlarcası yatıyorken hele, tek bi kerecik sabahlamak çok da zor olmaz gibi ne dersin? 
En azından önümüz açık olur. Yıldız filan toplarız. Şu köşedeki sepetlerin içine bikaç yıldızı da biz sıkıştırırız. 
Hem bildiğimiz en okkalı küfürleri sıralarız başkalarına. Duymazlar ne de olsa, boşversene.
Sonra sabah olur, güneş bi daha çıkar. Yine yakarız elimizi nolucak ki? 
İnsan dokununca hissediyor bir şeyleri. 
İnsan dokununca seviyor hissettiğini. 
Sahi, hadi gel bırak elindeki bütün hayal kırıklıklarını. 
Yenilerini yapalım, elimizi yakmamayı öğrenmek gibi aynı hayalleri kırmamayı öğrenelim. Çünkü insan bi kere hayal etti mi, bırakası gelmiyor. 
Gel, hava serin. Hem şu ağacın dibi baya bi rahat görünüyor. 

5 months ago  10 plays

asagimahalle:

Ben sana -geçen sene miydi neydi- çokoprens çalmıştım mahalle bakkalından. Hatırlarsın. Bilmiyorum hatırlar mısın?
Yaptığım ilk arakçılıktı.
İlk arakçılığımı iç organlarının en değerlisine, kalbine yaptım sanmıştım da baya bi yanılmıştım. O yüzden gittim, senin için geçen sene mahalle…

asagimahalle:

Bayım, ben dans etmeyi bilmem.
Bırakın beni gideyim, Tanrı aşkına hemen şuracıkta oturuyorum. Geç oldu, gideyim. Pek tekin değildir buralar, siz de gidin dilerseniz.
Bayım, önceki hayatımda pembe patilerim vardı. Kim bilir, sizin de belki. O yüzden yakın hissettim belki sizi kendime. Ama sizde…

thecloudsincamarillo:

Annemin işyerinden getirdiği minik not kağıtlarına birer birer sorular yazıp hazırladım sana. “Bilmem ne inşaat” logosunun altında yazılı olan saçma sapan sorulardan bahsediyorum.Mesela o sol elinin üzerindeki küçük çizik nasıl oluştu? Bak mesela benim şuramı ütü yaktı. Şu sağ kolumun iç tarafını….

(Source: asagimahalle)

thecloudsincamarillo:

Bugün senin için sevgilim, mahalle bakkalından çokoprens çaldım. Belki hayallerimin prensi olmayı öğrenirsin diye. Hani ufak ufak ipuçları veriyorum sana. Şu aptal, takıntılı, egoist hallerinden sıyrıl bir an önce diye.Hani bana nasıl değer verdiğini hatırla, ne biliyim, sevgi denen birşey vardı…

(Source: asagimahalle)

thecloudsincamarillo:

Saat nerdeyse 11 oldu. Hala, günlerdir olduğu gibi, o sallanan sandalyede oturuyor. Durmadan sallanıyor.
Buzdolabındaki şey hakkında hiç konuşmadık.
Sadece sallanıyor. Arada bir bana bakıyor. Arada bir sigara yakıyor. Onun da zaten yarısını içip söndürüyor.
Elinde olsa avuçlarında söndürür,…

(Source: asagimahalle)

thecloudsincamarillo:

Çok hızlı konuşmaya başlıyorlar. Oysa benim kulaklarımda henüz sabah dinlediğim şarkının introsu uğulduyor. İnanmıyorlar, gülünç geliyor belki ama sırf bu yüzden çok zor onları duymak. Konuşanları diyorum.
Bir şeyler anlatanları. Bir şeyleri olanları.
Rugan ayakkabılıları, pileli eteklileri,…

(Source: asagimahalle)